11May/093
Ben…
- Otobüsten ya da dolmuştan inerken, aynı sırada da binmeye çalışan insanların "niye iniyorsun ki" bakışlarından bir türlü kurtulamıyorum.
- Yıllardır 'Duydum ki Unutmuşsun' isimli şahane parçadaki "hani bendim yedi renk" sözlerini, "hani bendim yediren" şeklinde anlamış, öyle sevmişim.
- Yarım kilo kadar lokma tatlısı yedikten sonra insanın kolay kolay uyuyamadığını fark ettim.
- Recep İvedik' in arkadaş listesinde eski sevgilimi görünce, bir zamanlar sevgili olan iki insanın birbirlerine nasıl bu kadar uzaklaşabildiklerini anlamaya çalıştım, anlayamadım. Sustum.
- Sıkıcı bir partide kös kös otururken, kendimi ortaokulda düzenlenen çaylarda gibi hissettim, içimdeki çocuk ölmemiş diye sevindim.
- 'Compact Disc' (CD) isimli nadide buluşun Türkçe'ye 'Yoğun Disk'' şeklinde çevrildiğini öğrenip, 'Blu-ray Disc' ne diye çevrilecek onu merak ediyorum.(Örnek: Janjanlı Yoğun Disk? !)
- Mustafa Kemal Samsun'a çıktıktan 90 yıl sonra bir anda kafalarında bir ampûl belirip, "Mustafa Kemal'i Samsun'a Vahdettin bilerek gönderdi, evet evet bilerek gönderdi" şeklinde açıklama yapanları, bir de buna mantıklı zeminler oluşturanları anlayamıyorum. Bu konu hakkında daha sonra ciddi bir yazı yazacağım.
- Bu aralar cidden ders çalışıyorum sanırım.
- Merak ediyorum da sonunda para ödülü olan sigarayı bıraktırma yarışmaları aslında insanları sigara içmeye teşvik etmiyor mu sizce de?
- Küçükken ağzımızı dayayıp kana kana su içtiğimiz musluklarla yolumuz bir kez daha mutlaka kesişecek, ben inanıyorum.
- Fark ettiniz miydi bilmiyorum ama tarihsel açıdan Suat Alaz'ın Yandım Ali'si , Can Dündar'ın Mustafa'sından daha çok doğruluk payına sahip. Burada garip olan, Suat Yalaz'ın soyut bir karakteri somut dünyaya taşıması, Can Dündar'ın somut Mustafa Kemal'i fanztezikleştirmesi. Allahım yarabbim diyor insan.
- Lipton Şeftalili Buzlu Çay'ın tadını çocukken annemizin yedire yedire(!) sürdüğü şeftalili güneş kremine benzeten bir tek ben mi varım?
Sağlıcakla kalın.




