Ama Anlamlı
Dün orada o kızdan başka,
Bir de önümüzde yeni yeni kalkmaya başlayan sisiyle alabildiğine uzanan geniş bir ova vardı...
Bir şekilde her şeyin aynı zamanda güzel olabildiği ve bunun manzaradan çok O'nun yanımda olmasına bağladığım bir anda;
Yani işte o gerçek olamayacak kadar güzel bir sabahta, yanımda gerçekten olup olmadığına inanamadığım kıza, gerçekten olmaması gereken bir şekilde: "Şuradan 3-5 dönüm arsa kapatmalıydık!" dedim.
.
.
.
Sonra O benim elimi tuttu.
Sustum.
Başlıksız
Biri vardı yanımda...
Güneş doğmadan, Ay batmadan önce;
Sizi geçtim, sanki Dünya'nın kendisi bile uyuyormuş gibi gelen bir anda;
Saçları, kokusu, bakışı içime işleyen biri vardı yanımda...
Kaldı orada.
Bazen iyi oynayan da kazanamaz*.
Özgürlük istemek, her zaman daha çok özgürlük istemek doğru. Ama ne pahasına? 18 yaşını geçerek kişiliğimin artık resmi bir mevcudiyet de kazanmasını fırsat bilip, daha çok özgürlük için aileden uzaklaşıp; dedenin dizinin dibinde dinleyebileceğin onca hikayeden mahrum kalmak ne derece doğru mesela? Evet özgür kalmayı ben de istiyorum ama kişiliğimi, benliğimi, farklılığımı kaybetmeden özgür kalamıyorsam bu neye yarar ki?
***
Herkes meslek liselerinin katsayı uygulamasında haksız duruma düştüğünü söylüyor. Ulan eşeoğlueşekler, ulan b.k yemişler öbür türlü de biz fen liselilere haksızlık olmuyor mu? Meslek liseliler bu vatanın evladı da biz Fransız Lejyoneri miyiz? Onları kurtarma adına bizimkileri niye yakıyorsunuz? Kökü yanlış olan sistemin her tarafı düzgün olsa ne işe yarayacak sanki?
***
Hürriyet.com.tr'den:
Arınç, Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'ın Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in Erzincan Adliyesi'ndeki makam odasında yaptğı aramanın medyada "adliyeye baskın" şeklinde yer almasına da "Adliye basıldı diyorlar. Böyle baskın mı olur. Tuuu size" şeklinde değerlendirdi.
Sevgili Bülent Arınç... Bir gün seni çok fena 'aççi' yapacağım haberin yok.
***
Serdar Ortaç'ı 90'larda görmüş geçirmiş bir ülke olarak, hâlâ bu hatayı devam ettirmekte niye inat ediyoruz anlamıyorum. "Serdar Ortaç bir hata değildir" diyenler, buradan devam etsin, ilk sapaktan bir daha görüşmemek üzere çıksınlar lütfen.
***
Yeni Türkü'yü sırf "Bana Bir Masal Anlat Baba" isimli şarkılarının çocukluğumda, Süper Baba isimli dizinin de etkisiyle çok popüler olması yüzünden sevmiyorum. Babası olanlar tamam da, olmayan bir sürü çocuğun halini hiç mi düşünmez insan? Diziyi izleyenler de, şarkıyı sevenler de, grubun hayranı olanlar da kusuruma bakmasın, ben küçükken sokakta yemek de yemezdim zaten; aç olan biri görür diye.
***
Avatar'ı beğenmek beğenmemek konusunda tereddütlerim var. Hepsi bilgisayar efekti olan bir şeyin nesini beğeniyoruz ki?Yani tatilde bir çok eski filmi izleme şansı elde ettim, mesela Hz. Süleyman rolünde Yul Brynner'ın oynadığı 1959 tarihli "Hz. Süleyman ve Saba Melikesi" isimli filmin çölün ortasında geçen savaş sahnelerinde resmen onbinlerce kişi, binlerce at kullanmışlar ve neredeyse hiç bir efekt kullanmadan da büyüleyici bir görüntü ortaya çıkarmayı, izleyenleri ekrana bağlamayı başarabilmişler. Diyeceğim o ki; önemli olan, var olan şartlara uygun olarak bir şeyler meydana getirmek midir yoksa meydana getireceğin şeylere uygun bir alternatif gerçeklik yaratmak mıdır? Bu ikincisinin o kadar da zor bir şey olduğunu düşünmüyorum ben. Sevmedim.
***
*Tabi bu durum yine de oynamaye engel olmamalı.
***
Kendinize iyi bakın efendim.
Görüşmek üzere.




