Hayınsın sen coelacanth, zalımsın sen coelacanth
- Üniversiteye geldim geleli en büyük fantazim restoranların menülerine bakıp bakıp restoran taklidi yapmak oldu.
“Antepian bak Sabor Restoran’ın menüsü. Hadi gel gitmiş gibi yapalım.”
“Tamam ben seçtimdi zaten. Başlangıç olarak sabor mussels iyi gibi.” Açıklamasına bakıyoruz, beşamel soslu çam fıstıklı midye.
“He iyiymiş. Ben de Gambas con champinones alayım.” Sarımsaklı sote edilmiş jumbo karides ve mantar.
Sonuç: Haftaya paramız olsun da gideriz hayalleriyle dolu birkaç şen dakika geçmiş oldu. Eğlencemiz lan bu gülmeyin.
- Üniversitenin yaratıcılığı körüklediğine inandım ben hep. Fotoğrafçılıkla ilgilenen bir bünyeyim ben kendi halimde. Bir baktım ki çektiğim fotoğrafların hepsi birbirine benziyor. Gün batımını çekiyorum, tarihine bakıyorum, arşivimi karıştırıyorum, aynı poz var. 15 gün önce çekilmiş. Ama aynı, kompozisyon kadraj falan. Ne yaratıcılığı, ne körüklemesi arkadaş, var olanı da yiyor bu. Tescilledim ki okulun her santimetre karesine ayağım değmiş. Her noktadan fotoğraf çekmişim. Allah aşkına burada ne kendini geliştirmesi, kendini gerçekleştirmesi? Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en altından bile çıkamadığım oluyor... Aç yatıyorum...
- Adriana Lima’nın tasdikli manitası (yani kocası) sizce de 3D studio max ile çizilmiş gibi değil mi? Örnek fotoğraf:

- Çifte kavrulmuş pötibör olmayan memlekette yaşanmaz, bunu bilir bunu söylerim.
- TRT’den bir bilimsel haber daha. Haber metnini buraya alıp yorumlarımla parça pinçik etmek istiyorum ama her dinlediğimde kan şekerim düşüyor, tansiyonum çıkıyor, başıma ağrılar saplanıyor. Balık Darwin’i bitirdiyse haber de beni bitirdi. Metne dikkat. Öncelikle fidyo:
Öncelikle spiker hanım kızımızın neden evrim teorisine nefret dolu olduğunu anlamak mümkün değil. Öyle bir “boşa çıkartan” diyor ki sanki evrim annesini babasını öldürmüş, kızcağız da dolaba saklanarak kurtulmuş. Evcilerek ne demektir, ona hiç girmiyorum.
"Darwin’in evrim teorisine inananlar..." Hah nereden tutsan elde kalacak bir cümle daha. Niye inanayım ben teoriye arkadaş? Bilimsel teori lan bu, atomlara, kuantum fiziğine “inanılır” mı mesela? “Hergün atom camiine gidiyorum, kendi etrafımda dönerek ibadet ediyorum” diyen atomcu gördünüz mü siz? “Evrime iman, canlıların tesadüfen olduğuna iman, yeryüzü katmanlarına iman” diye sayan biyolog mu var dünyada? Ha evrim deyince insanların aklına direk “tesadüf” kelimesinin gelmesi de çok şahane.
Anlatım bozukluklarıyla dolu haber metninde Endonezya açıklarında ilk kez görüntülendi diyor. E 1938’de de yakalanmış işte, yeni ortaya çıkmış gibi kakalamak da ne oluyor? Ayrıca “Yeni dünyaya geldiği zannedilen” ne demektir? Sanki Amerika’yı keşfetmiş eleman. Bir de “görülmekle kalmadı, 20 dk görüntülendi” cümlesi var ki... Neredesin Tansu Çiller? Özledik seni.
Bu balığın yok olmaması evrime çomak sokmuş diyorlar haberde, eh arkadaş eleman 400 milyon yıldır değişme ihtiyacı duymadıysa, sahip olduğu yeteneklerle hayatta kalıyorsa ne gereği var? Bu gözlem evrim teorisini kanıtlar nitelikte. Ama insan evrimin David Copperfield olduğunu, evrim sürecinde dinozor yumurtasından kuş çıktığını zannederse anlamaz tabi. Maymunlar neden yok olmadı sorusu bu balığı araştırıp neden yok olmadığını sormaktan daha önce aklına gelmemiş TRT’nin, o tuhaf.
Ama hiçbiri beni Harun Yahya belgesellerinden alınmış montajlar kadar etkileyemedi, doğruya doğru. Işığa doğru gittiğimi hissettim, aydınlandım, pamuk gibi oldum. Ekranımdan nur fışkırmaya başladı. Halin içler acısı, yazık TRT. Yazıktan da öte, burada sadece senin var olduğun TV dönemini bebekken de olsa görmüş bir arkadaşın, bir dostun olarak söylüyorum TRT. Gittiğin yol, yol değil TRT... TıRT...
- TRT, TRT dedik, hakkını yemeyelim. Tübitak, Bilim Teknik (Yeni adıyla İlim İrfan) de benzer bir Darwin açılımında bulunmuştu. Şimdi onu unutmak olmaz. Buradan saygın bilim dergimize de sevgilerimizi sunuyoruz. Hatırlatıcı olması sebebiyle fotoğrafımızı da unutmuyoruz:

Hatırladınız mı?
- Avrupa’da ne öğrendin derlerse şunu söylerim: Milenyumun değil, insanlık tarihinin en büyük icadı taharet musluğuymuş, onu öğrendim. Avrupa ilerlemiş ama adam olamamış.
- Bir kurban bayramı daha yaşanıyor, sokaklar mezbaha oluyor, danalar kaçıyor, çay bahçelerine iltica ediyor, yağmur mazgallarından oluk oluk kan akıyor. Koyunu keçiyi düzgün, eziyet etmeden kesebilmeyi öğrenmiş herkesin Kurban Bayramı kutlu olsun. Hayvan kaçmasın diye bacaklarını kesen, tek hamlede bilerek ve isteyerek öldürmeyenlerin bayramını kutlasam ne olur, kutlamasam ne olur?
- Işık ve sevgiyle...
124
- Dün Beşiktaş da hazır 3-0 yenmişken (Hehe!) gidip içelim bari dedik, bakkaldan biralarımızı aldık, yazlıktaymışçasına da bakkalın önündeki kasalara oturduk sıkıla sıkıla içiyoruz, işte tam o sırada bir adam arabasıyla gelip önümüzde durdu, arabayı çalışır vaziyette bırakıp bakkala girip yarım saat kadar süren bir alış-verişe başladı. Biz ise tam o otuz dakika boyunca arabayla ilgili hayallere dalan, o araba bizim olsa gideceğimiz yerleri düşünen 3 genç olarak, elimizde biralar öyle bakakaldık. Sonra adam geldi arabasına bindi gitti, biz de sıkıla sıkıla içtiğimiz biralarımıza geri döndük. Bir nevi sınandığımız hissettim.
- Başbakanımız, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin her şehrine girebilmesiyle övündükten sonra, ki bunun başbakanlıkla ne alâkası var çözebilmiş değilim, şimdi de dinleme mağduru olmasından dolayı yakınmalarını dile getirmiş. Çocuk gibi, ilgi alâka bekliyor resmen yahu.
- Yahu bir de ortalık öyle bir karışık ki, sanki herkes birbirini dinliyormuş gibi geldi bana. Dolayısıyla eğer herkes dinleniyorsa; aslında kimse dinleniyormuş sayılmaz değil mi azizim?
- Dünya Sağlık Örgütü bilinen domuz gribinin temmuz ayından beri mutasyona uğramakta olduğunu, meydana gelen yeni virüsün var olan domuz gribi aşısına tepki vermediğini belirten bir açıklama yaptı. İşte bu noktada, eldeki bu verilere rağmen alınan 25 milyon ekstra yan etkili aşıyı, 25 milyon gönüllü vatandaşın Sağlık Bakanı başta olmak üzere Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na yapması gerektiğine kanaat getirdiğim, çok hoş düşüncelere daldım gittim ben.
- Aşağıdaki metin ayrılmış bir çiftin; yeni sevgilisi olmayan erkeği ile hayatına devam eden kadını arasındaki potansiyel MSN konuşmasıdır:
E:Yeni bir sevgili bulamamış erkek
K:Hayatına devam eden kadın
E: Selam
K: Selam
E: Nasılsın?
K: İyi, sen?
E: Ben de iyiyim, sağol.
(2 dakika sonra)
E: Geçen gün seni bizim dersanenin önünde gördüm.
(3 Dakika Sonra)
E: Yürüyordun...
K: Hangi gün?
E: Çarşamba
(5 dakika sonra)
E size bir titreşim gönderdi!
(2 dakika sonra)
K: Ha, evet Banu'larla buluştuk gezdik filan öyle. Neyse benim çıkmam lazım görüşürüz. Bye.
E: Kendine iyi bak, görüşmek üzere.
K kişisi bağlı olmadığı için aşağıdaki ileti kullanıcılara teslim edilemedi:
Kendine iyi bak, görüşmek üzere.
Bu yazımı da burada bitirirken, sizlere mutlu pazarlar dilerim efendim. Naçizane tavsiyem, ortalıkta bu kadar grip türevi kol geziyorken bol bol portakal, greyfurt alın suyunu sıkın için. Pazar kahvaltısı için birebir olur hem.
125
- Hadi arkadaşlarının gazına geldin, ilk bölümlerini izleyince de konusunu beğendin, oturdun Ezel isimli dizinin her biri bir saat otuz dakikadan oluşan bol maziye dönmeli, kurgulu yedi bölümünü toplam iki günde izleyip bitirdin de, diziden sonra ertesi sabah traş olmak için aynanın karşısına geçince kendi suratına niye nefret dolu bakışlar atıyorsun sevgili bünyem? Yıllardır gördüğün aynı ebleh ifade, aynı apalak surat işte!
- O değil de, odaya gelen çömezlere, dedesinin Karate Kid'e yapmadığı işkenceleri yapan ben, traş olduktan sonra hükümdarlığımı kaybediyorum, resmen "sakalın yok ki sözünü dinleyelim" havası oluşuyor odada.
- Dünyanın en etkili 500 Müslüman'ını seçmişler lâkin ilk 10'da Müslüman olan kimseyi göremedim ben.
- Arnavutluk ile de karşılıklı vizelerimizi iptal etmişiz. Daha doğrusu Arnavutluk bizden zaten 1992 yılından beri vize istemiyormuş da, biz de Suriye ile kaldırdığımız vizenin gazına gelip Arnavutluk'a da vizeyi kaldırmışız. Her neyse, Avrupa Birliği soluğumuzu ensesinde hissediyordur artık, o güzel bak.
- Müslüm Gürses, çıplak kadın üzerinde servis edilen suşiye, "pilavüstü döner" benzetmesi yapmış ya işte ben ona yanıyorum.
- Hayır hayır, en çok Victoria's Secret Fashion Show 2009'a da katılamadığıma yanıyorum. Sonra Adriana Lima'nın bu defilede olmadığını hatırlayarak rahatlıyorum. Dahada sonra Adriana Lima'nın resmen popomun kaş göz çizilmiş haliyle evli olduğunu düşününce efkârlanıyorum. Böyle de duygu yüklüyüm.
Odada temiz bardak bulunmadığı için, saatlerdir "biri bardak yıkasa da su içsem" diye bekliyorum, lâkin benim dışımda herkesin yatmış olmasından da anladığım kadarıyla bu hayalim gerçekleşmeyecek. O yüzden biri sabahleyin elbette bulaşıkları yıkar diye düşünerek; yatmaya gidiyorum ben, siz kendinize iyi bakın efendim. Bol bol su için.
İstatistikî
Hürriyet.com.tr'den:
“Türkiye'de Dindarlık: Uluslararası Bir Karşılaştırma” araştırmasının sonuçları açıklandı. İlginç sonuçlara ulaşılan araştırmanın en çarpıcı yanlarından biri, “devlet memuru kadınlar isterlerse başlarını örtmelerine izin verilmeli” diyenlerin oranı 1999 yılında yüzde 74 iken, bu oranın bu yıl yüzde 69'a, “Üniversite öğrencisi kızların isterlerse başlarını örtmelerine izin verilmeli” diyenlerin oranının da 1999 yılında yüzde 76 iken 2009'da yüzde 70'e indiği sonucu oldu.
Düşünceleri dile getirmede %6-7'lik bir düşüşe karşın, ülkede %47 ile hakimiyet sağlıyorlar ya, onu ne yapacağız azizim?




