antepian Her ne yapıyorsam; sıkıntıdan yapıyorum.

22Ağu/096

Hayatımızın Ortasından Geçen Treni Sevmeyeceğiz.

  • İlk olarak şehrin en işlek caddelerinden itinayla geçirilen tramvay hattının yapım çalışmaları yüzünden, yüzlerce ağacı kesen ve de ramazan ramazan bizi internetsiz bırakan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne kafam girsin. Hatta kafamı bırak, o tramvay hattı projesini isteyen, hazırlayan ve de onaylayan kişilere ayrı ayrı tramvay yolu döşensin, tüm Gaziantepliler sırayla makinist koltuğuna oturup birinden diğerine sefer düzenlesin, hemşehrilerim seferlerden sıkılınca da meydana gelen vücut boşluğuna o kestikleri ağaç kadar ağaç dikilsin istiyorum efendim. Oh be. Vallahi billahi aslında plansız şehirleşme, tecavüze uğrayan trafik filan umrumda değil ben kesilen ağaçlara acıyorum.
  • Şu filmlerde sigara görüntülerini sansürleyen zihniyeti anlamak mümkün değil. Hayır; belli bir yaş ve kültür birikimine ermiş biri olarak aynı efekte Japon pornolarında sıkça rastladığımız için, filmlerdeki karakterler sanki ağızlarına dumanı tüten dildo alıyormuş gibi algılıyorum bir an, garip oluyor. Ama komik de oluyor. Bilemedim.
  • Babamın yaklaşık 15 gündür çektiği, geceleri kendisini unutmayan ve şimdiye kadar 3 doktor değiştirmemize rağmen geçmeyen, bir diz ve kaval kemiği ağrısı var. Tabi bu durumda babamın çektiği acıyı "kemiğim balkıyor" şeklinde tarif etmesinin de büyük payı olabilir. Adam acıdan kelime uydurdu resmen.
  • FriendFeed cidden çok garip bir olay. Cidden girip bakın bi. Böyle Selçuk Erdem, Sertap Erener filan gibi ünlülerin yanında cidden kafaları çok iyi insanlar var. Garip.
  • Eskiden Ramazan'da davulcular davullarını manilerle filan çalarlarmış, belli bir ritimleri olurmuş. Şimdi anca "güm güm güm" şeklinde her vuruşta beynimizdeki işitme bölgesine cinsel saldırıda bulunan amaçsız vuruşlar var o kadar. Hatta annemin gençliğinde, sahurda Beyaz Kelebekler adlı grubun bir kamyonetin arkasında çalıp söyledikleri şarkılarla uyandıkları da olurmuş. Şimdi mesela Duman bizi sahura kaldırmaya çalışsa ne hissederim bilemiyorum ama güzel günlermiş o günler azizim.
  • İftara giderken 125,5 döndüğümde 128.7 kiloydum. Bir de "yediğime dikkat ettim lan, tavuk filan yedim aferin bana" diyordum kendi kendime. Oha.
  • Ha şu Gaziantep'teki tramvay olayına benim sado mazo yaklaşımımdan farklı olarak medeni yaklaşıp, gayet nazikçe tepkilerini dile getirenler de olmuş. Alttaki logoları ile tramvaya ve kesilen ağaçlara isyan edenlerin Facebook grubuna katılabilir, hatta yeterince uslu durursanız belki Şirinler'i bile görebilirsiniz efendim:

tramvay

  • Yıllardır kullandığım Gio Armani/Aqua parfümümü hayatım için aldığım bir çok radikal kararla birlikte değiştirmeye karar verdim. Şu anda herhangi bir kız arkadaşım olup da bu parfüm işini üzerine yıkamadığım için sizin değerli fikirlerinizi öğrenmek istiyorum azizim. Tabi bu konuda sadece kızların ve sevgilisi olan erkeklerin fikirleri önemli benim için, geri kalanlar boş yere zahmet edip yazmasınlar; onlar odalarına çekilip nerede hata yaptıklarını düşünsünler.

Gelecek yazıda cevaplayacağım Kayıp Fesleğen'in "Vazgeçemediklerim" konulu miminde görüşmek üzere...

Kendinize iyi bakın efendim.

12Ağu/0911

Çocuklu Mim

Eğer dikkatinizi çektiyse, ki niye çeksin, yazılarımın çoğu durumlar karşısında yorumlarımı içeren fikir beyan etme odaklı yazılar olduğunun ayırdına varmışsınızdır. ( "Ayırdına varmak" kalıbını kullanınca kendimi Reşat Nuri Güntekin gibi hissettim yahu!) Bu durumun sebebi kişisel duygularımı ya da olaylarımı anlatmak istemememden çok, bu işi becerememem. Hatta normal zamanlarda bile fikirlerime o kadar yoğunlaşmış olurum ki hislerim kendi başlarına var olur ve geçerler ama bende pek bir iz bırakmazlar. Dolayısıyla aklımla duygularımın ters yüz olduğu lise dönemimi saymazsak, kendimle ilgili anlatabileceğim şeylerin sayısı bir elin parmaklarını çok zor geçer.

Bu yüzden Fake Angel'ın çocukluğumuza dönüp anılarımızı anlatmamız amacıyla gönderdiği bu mim, dört ay öncesinden beri cevaplamam için beni bekliyor olmasına rağmen, aklıma gelenleri ben bile paylaşmaya gerek dahi duymadığımdan - ve de araya giren bazı meşguliyetlerden dolayı- bu güne kadar erteledim (ama unutmadım!). Lakin başka mimlerin sıraya dizilmesinden ve hâlâ annemlerin "seni biz tarlaya düşen bir göktaşının içinde bulduk!" gibi çocukluğumu gayet ilginç kılacak bir açıklama yapmamasından dolayı, izninizle çocukluğuma dönüyorum efendim:

  • Hatırlayabildiğim kadar eskiye gittiğimde ilk hatırladığım anaokulunda yediğim kaynamış yumurtalardır. Herkes evinden getirirdi ve benim annem koskoca sınıfta kaynamış yumurtaların üzerine surat çizmeyi akıl eden tek anneydi. Yemekte yumurta olduğunda herkes yemeğini bırakır, benim yumurtamı görmeye gelirdi.
  • Bir de anaokulunda herkes oyuncaklarla oynarken ben masanın altında kızları öperdim. ( Evet evet, Freudyen yaklaşın bana!)
  • Şu siyah büyük atariyi hatırlarsınız belki, işte onda Mario oynarken gülme krizine girip yere düşüp kafa yarmışlığım vardır.
  • Çocukluğumun favori yiyecekleri, yağda yumurta, tel şehriyeli pirinç pilavı, yuvarlama ve içecek olarak da limonatadır. Hâlâ da en beğendiğim ilk 10 yemek listesine girerler.
  • Yemek demişken, sofrada ayrı tabaklar içerisinde yeşillik, yoğurt ve taze ekmek olmadan yemeğe oturmazmışım. Hatta sulu yemek ve pilavı aynı tabakta yemezmişim, ayrı tabaklardan yermişim.
  • Kesinlikle ama kesinlikle saçımı kestirmezdim. Bir kere başımda bekçi bekleterek, bir kere de polis otosunda tıraş olduğumu hatırlıyorum.
  • En çok sevdiğim oyuncaklarım hep uçaklarımdı. Hatta bir keresinde İskenderun'da Petek Pastanesi'nden aldığımız yumurta çikolatadan 4 pervaneli bir uçak çıkmıştı, çok sevinmiştim. Hâlâ doğum günümde olsun, yılbaşında olsun birisi uzaktan kumandalı uçak hediye edecek diye beklerim ben yahu!
  • Çok kız öpmüş olmama rağmen ilk ve tek çocukluk aşkım yazlıkta komşu evi kiralayan ailenin, yaşıtım olan kısa siyah saçlı ve siyah gözlü kızıydı. Duygularımız da karşılıklıydı herhalde ki deniz gören bir incir ağacına tırmanır saatlerce konuşurduk. (Bu yaşıma geldim hâlâ kısa saçlı kızlardan hoşlanırım bu arada.)
  • Doğumgünüm yaz tatillerine denk geldiği için, ki o gün tam olarak bugün oluyor, partim filan olmazdı hiç. Ama 6. doğumgünümde babamın teyzeleri, kuzenleri filan hediyelerle bize gelmişti, pasta kesmiştik hafif parti tadında bir şey olmuştu ben çok sevmiştim. Hâlâ o zamandan kalma oyuncaklarım var benim.
  • Mahalledeki her futbol maçına mutlaka dahil olurdum. Tabi bunun sebebi benim çok iyi top oynamam değil, dayımın o zamanlar bir top fabrikasının olması ve benim sınırsız miktarda topa sahip olmamdı. Hatta üzerinde adımın yazdığı bir topum bile vardı. Çok züppeydim çok!
  • Kolay kolay uyumazmışım. Annemler Tofaş marka Kartal model arabamızın arka koltuklarını yatırır, arkaya boydan boya kurdukları hamağın içine de beni yatırıp, uyumam için şehirde turlarlarmış.

Hatırlayabildiklerim arasından bahsedeceklerim bu kadar sanırım. Zaten o kadar çok "hâlâ" kullandım ki, "acaba hâlâ çocukluğumu tamamlayamadım mı yahu ben?" diye kendi kendimden de hafiften bi kıl kaptım ya neyse...

Unutmadan, benim çocukluklarına dönmelerini istediğim talihli diğer yazarlar ise:

Gaykedi

Pudra

Görüşmek üzere azizim!

6Ağu/097

Kondom

  • Hz. Muhammed peygamber olduğu için mi güzel ahlaka sahip, yoksa güzel ahlaka sahip olduğu için mi peygamber olmuş?
  • Gerçekten şu sıralar en berbat reklam Turkcell 3G reklamı mı? Bu konuda çığırtkanlı Doğanay Limonata ve kolbastılı Nazo Toz İçecek karışımı reklamlarına ayıp edilmiyor mu? Size her iki reklamın da bağlantılarını verirdim ama öyle sadist bir adam değilim. Yine de mazoşist olanlar araştırıp bulabilirler.
  • Limonata demişken piyasadaki her türlü limonata mamulunu içmiş ve denemiş biri olarak Uludağ ve Pınar'dan şaşmayın derim.
  • Silvio Berlusconi' nin bir çok kızla yatıp kalktığına dair haberlere inanmayın siz... O'nun gönlü bizim Tayyip'te. İçtikleri su, imzaladıkları antlaşma ayrı gitmiyor azizim! Şaka bir yana ben de Emine Erdoğan'la evli olsam, Silvio'ya kaçardım heralde.
  • Aşağıda 2001 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından halkı prezervatif kullandırmaya teşvik amaçlı bastırılan broşürden* alınmış çeşitli sloganlar okuyacaksınız:

alınTak kondomun hasını, çekme AIDS yasını...

Atem tutem men seni, kondoma saram men seni...

AIDS'in zulmü varsa, sevenin kondomu var...

Kasksız girme inşaata canın yanar, kondomsuz girme ilişkiye hayatın kayar...

Takmak ya da takmamak; işte bütün mesele bu!

Tak tak tak, beni doğru tak, ilk önce son kullanma tarihine bak, tarihim geçmişse çöpe at!

Elin adamı gidiyor fezaya, biz kondomu taktıramadık Rıza'ya!

Fidayda da Ankaralım fidayda, kondomu taktın bir anda.

*Söz konusu broşür 2003 yılında toplatılmıştır.

Kendinize iyi bakın efendim, görüşmek üzere.