antepian Her ne yapıyorsam; sıkıntıdan yapıyorum.

25Mar/099

Kemalizm

Bir sorum var ama önce bir şey itiraf edeyim azizim...

Ben hayatımın hiç bir döneminde komünist olmadım. Hayır kapitalist ya da liberal filan da olmadım.

Ben hep Kemalist oldum...

Merak ettiğim sizin niye olmadığınız?

Neyi yanlış?

Saatlerce bunu tartışabilirim sanırım.

24Mar/094

Rob dö Şambır’la Kültür Saati ( Duman Yeni Albüm )

Efendim, www.antepian.com gibi siber alemin güzide mekanlarından birinde antepian'ın teklifi üzerine yazmaya başlıyorum ben de. Ha tabi karşımıza 'dan' diye çıkan bu şahıs kim merak içerisindesinizdir, hemen gideriyim merakınızı. Daha önce burada antepian imzalı bir yazıda okulumuzun cazdan bihaber öğrencilerine hocanın öğretebilmesi için yardım istediği biri vardı ya. O ulvi varlık benim işte. Ray Charles' lardan Louis Armstrong' lara, Bessy Smith' lerden Pat Metheny' lere kadar aydınlattım kendilerini. Tabi bu çalışmanın ardından önemli bir şeyin farkına vardım. İçimdeki uyuyan dev uyanmıştı. Günlük yaşamda gördüğüm, duyduğum pek çok şeye san'atsal yorumlar yapmaktaydım. Neyim eksikti ki bir sanat eleştirmeninden? Nitekim fular, buzlu bardak ile bir adet viski ve eskitilmiş pipo gibi temel ihtiyaçları da karşıladıktan sonra “Rob dö Şambırla kültür köşesi” için hazırdım.

İlk konuma da gireyim artık. Geçenlerde antepian' ın odasında volta atarken kendileri “bak ulen Duman'ın yeni albümü çıkmış, bir şarkı dinleteyim sana” dedi ve “Paranoya”yı dinletti bana. Öncelikli olarak gruba başarılar dileyip ardından da 18 Martta çıkmış bir albümün antepian'ın arşivine aynı günün sabahı nasıl girdiği muammasını bir kenara bırakırsak, şarkının ilk dikkatimi çeken yönleri sözleri oldu. “Ortada birileri var, orda da birileri var, eli var kolu var, boyu var, boynuzu var” gibi ilginç sözlerdi dikkatimi çeken. Mecaz sanatını çok seven zat-ı muhterem bendeniz çok çabaladım bu sözlerin arkasında yatmakta olan anlamı. Lakin kafamda -aynı gün Silent Hill oynamakta olan konuk yazarınız Yamaç Bey'i izlerken oyundan etkilenmiş olmamdan olsa gerek- çeşitli yaratıklardan başka bir şey canlanmadı. Genel olarak çok anlamlı şarkı sözleri yazmayan Duman bu konuda hünerini yine göstermiş gördüğüm kadarıyla. Yalnız Sezar'ın hakkını da Sezar'a vermek lazım; müzikal anlamda Duman klasik çizgisinden fazla sapmamış ve 20 şarkıyı bir kerede piyasaya verme cesaretini göstermiştir. Bu anlamda da övgüyü haketmektekdirler. Hele bir de piyasada dolanan Tuba Ekinci ve “Kondom” gibi şarkıları da düşününce “Paranoya” ve albümün geri kalanı bir başyapıt olarak kalmaktadır.

En sağlıklı kararı vermek için albümü bir alın dinleyin efendim.

Ben ilim-bilim aşkıyla tuvalete giriyorum.

Saygılar...

Antepian'ın Notu:

Pek değerli yeni yazarımız Röb Do Şambır,  RadyoOdtü Kıbrıs'ta saat 20.00 ve 22.00 arasında yayında olacak efendim. Frekanslarınızı FM bandında (Am bandı garip bir keyif ve huzur vermekten başka bir işe yaramıyor zaten sanırım) 103.1 olarak ayarlayıp itinayla dinleyiniz. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde olanlar, program boyunca  661-30-30 nolu telefondan istek şarkı da isteyebilirler, ben isteyeceğim valla ona göre.

19Mar/092

Pipi

Hürriyet'ten:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008’in kasım-aralık ve 2009’un ocak döneminde 838.000 kişinin daha işsizler ordusuna eklendiğini açıklarken, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’e göre bu sayı 150-200 bin. Şimşek, "İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor" dedi.

Hımm.... Yani aslında işsizlik artmıyor, işten erkekler çıkıyor yerlerine kadınlar giriyor, her şey sabit kalıyor...

. . .

Çok doğru azizim! İşsizlik oranı zaten esasında fabrikalardaki pipililere bakılarak hesaplandığı için, kadınların iş hayatına katılması istatistiklerde "işsiz sayısını" fazla göstermekte, dolayısıyla sebepsiz yere istatistikleri şaşırtmakta! İşten çıkartılanlarla iş arayanların arasındaki doğru orantıyı es geçen devlet bakanı da her nasılsa işsiz kalan pipililer ile işe giren pipisizler arasındaki ters orantıyı kamuoyuna sunarak işsizlik oranının hiç artmadığını, bir bakıma resmen "bize öyle geldiğini" belirtmekte; biz de "Acaba doğru olabilir mi ki lan" diye düşünmekteyiz...

. . .

Gerçek çözümler yerine, mantık sınırlarını bu kadar zorlayan bakanlarımız olduğu için ne kadar övünsek azdır aslında. Çünkü bu yaratıcı çözümleri sayesinde devleti külfet altına sokan bir sürü teknik hesap ve kitaptan kolayca sıyrılabiliyoruz. Düşünsenize gün gelir de eğer 'çocuk işçi sayısında artış' olduğuna dair haberler yapılırsa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri atölyeleri teftiş ederken, gençlerin omuzlarına ellerini atıp "Kamıştan su geliyor mu len?" diye sorarak gerçeği açığa çıkartacak ve ertesi sabah gazetelerde devlet bakanının "Bunların çocuk göründüğüne bakmayın, hepsinin kamışına su yürümüş delikanlılar onlar. Kimlikteki yaşlarından dolayı çocuk işçi gibi duruyorlar, aslında değiller" şeklindeki açıklamalarını okuyor olacağız eğer böyle devam ederse!

. . .

Benim naçizane görüşüm, devletimizin tüm bu işsizlik araştırmalarını aslında yanlış yerde yaptığı. Bu kadar açıklama üretmek zorunda kalmak yerine, gidip ana okullarındaki 5-7 yaş arası vatandaşlara  "İş arıyor musunuz" diye sorsalar bu işsizlik problemi kökten ortadan kalkacak! "Kimsenin iş aramadığı bir ülkede işsizlik problemi yoktur" gibi yarım yamalak bir önerme, "işsizlik oranı değişmedi çünkü kadınlar çalışmaya başladı" önermesiyle aynı mantıksızlığa sahipse de, hiç değilse içerisinde 5-7 yaş arasındaki çocukların iş aramadığına dair gerçek bir bilgi içermektedir ve en azından bir parça doğruluk, mantıksız atıp tutmalara her zaman yeğlenmelidir.

. . .

Her neyse...

Esasında düşünüyorum da..."Ölen işçilerden dolayı kapattığımız tersaneler yüzünden işsizlik oranı bu kadar yüksek" gibi yüzsüz bir cevapla da karşılaşabilirdik bugün haberlerde. O yüzden ne kadar şükretsek azdır efendim.

Not:

Ne kadar köşeyazısıvari bir yazı oldu değil mi yahu? :D

18Mar/095

Girişimciye Destek

Efendim birazdan izleyeceğiniz video, Henkel'in "Innovation* Challenge" yarışması kapsamında çekilmiş olup, hayali bir "Pril Nano" ürününün pazarlama amaçlı çekilen reklam filmidir.

Henkel'in Türkiye Finalleri' nde 3. olan söz konusu reklam filmini; hepsi de çok değerli arkadaşlarım Yiğit, Serkan ve Mehmet yazmış aynı zamanda da oynamış, ailenizin elitist yazarı Yamaç Bey de çekimini ve yönetimini üstlenmiştir.

Her neyse, böylesine iyi bir ekibin sadece 3. olmalarını ise kendilerinin zibidiliklerine bağlıyor ve reklam filmine geçiyorum efendim: