antepian Her ne yapıyorsam; sıkıntıdan yapıyorum.

3Tem/101

Serdar Ortaç şarkısına Metin Arolat klibi; bizi Avrupa Birliği’ne taşır.

  • Bazen filmde saçma sapan konuşmalar geçiyor ama fark etmiyoruz yahu, arada kaynıyor. Mesela demin Babil B.S. filminde dedi ki:

Onu kilisenin kapısında bulduğumda daha bebekti. Babası ölmüştü, annesi hakkında kimse bir şey bilmiyordu.

E siz babasının öldüğünü nereden biliyorsunuz demezler mi adama? Holivut sineması, yalan dolusun yalan!

  • Şu anda hayatım, 21'de kağıt saymayı bilip de yine de işini şansa bırakıp kağıtları saymadan oynayan, üstüne üstlük bir de her şeyini oyuna sürmüş adamınki ile aynı paralelde ilerliyor. "Madem kağıt saymayı biliyorsun, niye şansa bırakıyorsun" derseniz; hayatın karşıma güzel bir şeyler çıkarabileceğine dair kanıta ihtiyacım var.
  • "Sen beni nasıl yiyeceksin?" sorusu geçen, Panda'nın Sen&Ben isimli dondurmasının reklamında bizi kendimizden geçiren seksi sayılabilecek tek görüntü, kız eğildikten sonra arkadan gördüğümüz görüntü (bkz: aşağısı) iken esas oğlan kızın ön tarafında boş yere niye kendinden geçmektedir?

  • Kıbrıs'ta okumanın sayısız berbat yanının yanında, televizyondan uzak kalmak gibi iyi yanları da olduğunu fark ettim. Mesela Okan Bayülgen'i Televizyon Çocuğu programını yaptığı günlerden bu yana izlerim ama o şirin, civelek, haşarı insan gitmiş yerine kıçımın sol kenarı tadında şımarık bir ergen gelmiş. Yazık olmuş. Beyaz niye program yapıyor hâlâ anlayabilmiş değilim zaten.
  • Mehmet Gül babasına Türkiye'de okumak konusunda demiş ki:

Ben Türkiye'de üniversite okursam gazete ve televizyonlar her fırsatta beni gündeme taşıyabilirler...Bu durumda hem beni hem sizi üzebilir.

Kendisine internete erişimi bulunan herkesin önünde "SİKTİR" çekiyorum. Hatta imkanım olsa Harvard'a giden uçağından görebilsin diye Atlas Okyanusu boyunca  koca bir "SİKTİR" de yazardım ama imkanım yok o yüzden "SİKTİR" yazamıyorum okyanusa. Ancak buradan diyebiliyorum "SİKTİR" diye. Kusuruma bakmayın.

  • Metin Arolat'ın klip çekmesi, 14-17 yaş arası erkeklerin zihinsel gelişimlerinin sağlığı açısından devlet garantisine alınmalı, bu adam her sene klip çıkarmalı. Hatta mühendislik okuyan bir grup erkeğin hayatlarının ilk 30 yılı boyunca karşı cins ile en yakın olabildiği anlar bu klipler oluyor, ona göre.
  • Annem geçen gün "Serdar Ortaç tüm bestelerini bir bilgisayar programıyla otomatik yapıyormuş, bana o programı bulsana" dedi; cevapsız kaldım.

Görüşmek üzere, sağlıcakla kalın efendim.

14Haz/100

I Love Antep!

Hepsi ve daha fazlası için:

I ♥ GAZİANTEP

11Haz/100

KIBRIS: BİR ADA, İKİ DEVLET [KRALİYET SÖMÜRGESİ]

KIBRIS: BİR KRALİYET SÖMÜRGESİ

'93 Harbi'nde Rusya İmparatorluğu karşısında yenilen Osmanlı Devleti maddi gelir oluşturmak ve Birleşik Krallık'ın desteğini sağlamak için, Kıbrıs Adası'nı 92.799 Sterlin'e (yaklaşık olarak 237.421.461 TL) Birleşik Krallık'a kiraladı. Böylece Osmanlı'nın Kıbrıs'ta 1571'den beri süren hakimiyeti 1878 yılında kağıt üstünde devam ediyor gibi görünse de fiilen sona ermiş oldu. I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Alman İmparatorluğu ile ittifak kurmasından dolayı, Birleşik Krallık Osmanlı Devleti ile yaptığı kiralama antlaşmasını tek başına bozarak, adayı işgal etti. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet'i bu işgali tanıdı ve Kıbrıs İngiliz yönetiminde kaldı. 1925'te Kıbrıs, Birleşik Krallık tarafından “Crown Colony” (Kraliyet Sömürgesi) ilan edildi.

Ağustos 1878'de "The Illustrated London News" kapağı: Bayrak Yükseliyor

Kıbrıs Birleşik Krallık yönetimine geçtiğinde ada halkının, sadece erkeklere temel alınarak yapılan sayıma göre, %33' ü Türklerden oluşmaktaydı. İlerleyen yıllarda Birleşik Krallık'ın kendi menfaatleri doğrultusunda aldığı kararlar neticesinde Türkler'in adadaki varlığı dışlanmış ve Türkler adadan göç etmeye zorlanmış, bunun yanında Malta ve Mısır'dan bir çok Rum'un da adaya göç etmesine destek olunmuş, bu durum Osmanlı'dan beri 300 yıldır devam eden adadaki demagojik yapının değişmesine yol açmıştır. İngiliz yönetimi, adadaki Türk varlığını tamamen silmek için 4 Mart 1915'te “The Cyprus Gazette” de verdiği ilan ile “adadaki bütün Osmanlı uyruklarının İngiliz uyruğuna geçtiklerini” açıklamıştır. Bu tarihten sonra adadan göç etmek isteyen Türkler'in tüm malvarlıklarını kendi rızasıyla bıraktıklarına dair bir belge imzalamalarını isteyerek adadaki Türkler'i çıkmaza sokmuşlardır. Birleşik Krallık bundan da bir adım öteye giderek, 17 Ekim 1915' te I. Dünya Savaşı'nda kendi saflarında savaşa katılmaları koşuluyla Kıbrıs'ı Yunanistan'a bırakabileceklerine dair Yunan Kralı'na teklif götürmüştür. Tüm bu baskı, yaşanan olaylar ve gelecekteki belirsizlik adadaki Türkler'in göç etmesine sebep olmuş, 1920' lere gelindiğinde Kıbrıs'taki Türk nüfusu toplam nüfusun %17' sine kadar gerilemiştir. Bu azalma ile beraber adadaki durumlarını iyice güçlendiren Rumlar “Enosis” (Birleşme) isteklerini açık bir şekilde dile getirir olmuşlardır. 25 Mart 1921'de Güzelyurt'a bağlı Serhatköy isimli köyde Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesi konusunda gerçekleştirdikleri 'plebisit' (referandum) sonucunu Birleşik Krallık'a bildirmişler ama bu istekleri reddedilmiştir.

1925'ten sonra kullanılan Kıbrıs Kraliyet Sömürgesi Bayrağı

1930'lar ve 1940'lar Türkiye'de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin verdiği ivme ile hem adadaki Türkler için, hem de Anadolu'da Türkler karşısında aldıkları yenilgiyi unutmayan Rumlar için örgütlenme zamanı olarak geçmiştir. 1931 yılında Türkler; Kıbrıs Türkleri Ulusal Kongresi'ni toplarken, Rumlar “Enosis” in önünde engel olarak duran Birleşik Krallık'a karşı ilk ayaklanmalarını gerçekleştirdiler.1942'de Türkler KATAK (Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu) etrafında birleşirken, Rumlar'ın Ortodoks Kilisesi ve Yunan Komünist Akel Partisi “Enosis” (Birleşme) amacındaki faaliyetlerini iyice hızlandırmışlardır. 1950'de Kıbrıs'taki Türk toplumunun boykotuna karşı adadaki Doğu Ortodoks Kilisesi bir plebisit (referandum) daha düzenlemiştir. Sonucunda plebiste katılan halkın %90 oranında “Enosis” lehine oy verdiği görülmüş ve hemen bu olayın ardından henüz 37 yaşındaki Makarios Doğu Ortodoks Kilisesi'ne başpiskopos seçilmiştir. 1955 yılında Ortodoks Kilisesi'nin desteği ile Yunan ordusuna bağlı olan Yorgo Grivas önderliğinde silahlı bir örgüt olan EOKA (Kıbrıslıların Milli Mücadele Örgütü) kurulmuştur. EOKA ilk olarak Kıbrıs'taki İngiliz varlığını, Komünist AKEL partisi yandaşı ve İngilizler'e yardım eden Rumları'na yönelik olsa da daha sonra Kıbrıs Türkleri'ni de hedef alan eylemler gerçekleştirmeye başlamış, böylece adada huzurun yok olduğu yaklaşık 20 yıllık bir süreç başlamışrıe. 1957'de de Türkler, 2 yıl önce kurulan EOKA'nın saldırılarından korunmak için TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) isimli silahlı örgütü kurdular. Bu tarihten sonra ayrılma taraftarı Türkler ile Yunanistan'a birleşme taraftarı olan Rumlar arasında yer yer silahlı çatışmalar başlamıştır.

  • Üçüncü Yazı: KIBRIS: CUMHURİYET / 16 Haziran 2010, Cuma
10Haz/101

Çocuk!

"

Çocuk...
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...
Çevir gökyüzüne başını...

"